“Dört tane mum usul usul yanıyordu. Ortalık öylesine sessizdi ki mumların konuşmalarını duyabiliyordunuz.
Birinci mum dedi ki: “Ben Barış’ım! Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor. Sanırım yakında söneceğim.” Alevi hızla azaldı ve sonunda söndü…
İkinci mum: “Ben Vefa’yım! Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. Onun için bundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı.” Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgâr onu söndürdü…
Sırası geldiğinde üçüncü mum hüzünlü bir sesle dedi ki: “Ben Sevgi’yim! Yanacak gücüm kalmadı. İnsanlar beni unuttu, değerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular.” Ve daha fazla beklemeden sönüp gitti…
Ansızın…
Odaya bir çocuk girdi ve üç mumun da yanmadığını gördü.
“Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza kadar yanmamız gerekmiyor muydu?” dedi ve ardından ağlamaya başladı…
O zaman dördüncü mum konuşmaya başladı: “Korkma! Ben yandığım sürece öteki mumları da yeniden yakabiliriz, ben Umut’um!”
Çocuk parıldayan gözleriyle UMUT mumunu aldı ve öteki mumları birer birer yaktı…
UMUT ışığı yaşamımızdan hiç eksik olmamalı ki hepimiz onunla birlikte Vefa’ yı, Barış’ı ve Sevgi’yi yaşatabilelim…” ¹
Hayatımızın bazı zamanlarında kendimizi karanlık, sonu gözükmeyen yollarda buluruz. Bir çıkış yolu aradığımız bu yolda her zaman bir ışığa ihtiyaç duyarız. Benim için de umut tam anlamıyla bu demek; yolumu aydınlatan bir ışık.
Umut, olumsuzluklara karşı bize güç veren, geleceğe karşı duyduğumuz isteğe motivasyon sağlayan ve bize asla pes etmememizi fısıldayan bir duygudur. Hedeflerimize ulaşmak için çıktığımız yolculukta umudumuzu kaybettiğimiz veya sahip olamadığımız anlarda kendimizi karanlık bir yolda hissederiz. Yolumuzu aydınlatmak için bir fenere, bir ışığa ihtiyaç duyarız. Aslında umut tam da bu değil midir? Zihnimizdeki olumsuz duygularımız bizi karanlık bir ormana hapseder. Yönümüzü bulamayız, ışığımız olmadığı için çevremizdeki ağaçları, yolları göremeyiz. Ama ışığımız olsa aslında bir doğa harikasının ortasında olduğumuzu anlarız. Gündüzleri çoğumuz ormanda yürüyüşü, kamp yapmayı, vakit geçirmeyi severiz. Peki neden aydınlık anlarımızda bizler için oksijen kaynağı olan bu ormanlar karanlıkta en korktuğumuz yerlere dönüşürler? Ben umut ve umutsuzluğu tam olarak böyle tanımlıyorum. Umutsuzluk, umudumuza ulaşmamızı engelleyen, önümüzdeki güzellikleri görmemizi zorlaştıran bir duygudur. Tıpkı bizi yalnızlaştıran, korku hissettiren, yolu görmemizi engelleyen karanlık bir ormana benzer. Umut ise o yola karşı tutulan bir fener gibi yolumuzu aydınlatan, engellerle başa çıkmamızı sağlayan, aydınlık zamanlara ulaşmamızı sağlayan bir duygudur. Ben bu yüzden umudu bir fenere benzetirim. En çaresiz, en güçsüz, en ulaşılmaz isteklerimiz olduğunda umuda sarılırız. Umut bizim için bir sığınacak liman gibidir. Umudumuz olmazsa yaşamdaki yerimizi anlamlandıramayız, kendimizi kaybolmuş veya işe yaramaz hissederiz. Umut bizim yarınlara olan inancımız, geçmişe yönelik mücadelemizdir. Hayatta hep zorluklar olur, dört dörtlük bir hayat yaşamak oldukça zordur. Ama burada önemli olan nokta her zorlukta pes etmemek ve her zaman mücadele edecek gücü içimizde bulabilmektir. Kurduğumuz hayaller hep bir belirsizlik içindedir. Çünkü onlara ne zaman ulaşacağımız veya ulaşıp ulaşamayacağımız belli değildir. İşte umut bize bu noktada hayallerimize tutunmamıza, hayal kurmaktan vazgeçmememize, en çok da kendimize inanmamızı güçlendirir. Bu hayallerimize bazen ulaşırız bazen de ulaşamayız ama bence buradaki en önemli adım yola çıkmış olmaktır. Yola çıkmamız için bize ilk adımı attıran da umuttur. Deneyimlediğimiz o yolculukta yaşadığımız her şeyden bir ders çıkarırız. Ve bazen hayaller ulaşılamamış olsa bile çıktığımız o yoldan edindiğimiz şeyler de oldukça değerlidir.
Umut var oldukça hayaller, mutluluk, sevgi, barış ve daha birçok duygu var olur. Umudumuz yarınımıza ışık tutmadıkça zamanla bu duygularımızın yaşamımızdaki yerlerini de kaybederiz. Umut duygularımızın ev sahibi gibidir. Yaşamda umut olmadıkça ışığımızı, yönümüzü, yolumuzu kaybederiz.
İçimizde bulunan umut duygusuna sıkıca tutunalım. Biz yeter ki ilk adımı atıp o yola çıkalım. Fenerimizi yakıp yolumuzu aydınlatıp, mumu yakıp bulunduğumuz ortama ışık tutalım ki yaşadığımız hayatın da bir anlamı olsun.
Umut dolu aydınlık yarınlar dileğiyle.
¹Mumların Öyküsü… – Genel – Kilis Postası (kilispostasi.com)