HAYATA BAKTIĞINIZ PENCERE

Hayata baktığınız pencere; varlıklara ilişkin tasavvurunuzu, düşünme biçiminizi ve böylece nesneler, insanlar ve olaylar karşısındaki tavrınızı, sonunda da aksiyonlarınızı belirleyen bir çerçevedir.

Gerçeklikler birken; bu kadar fazla, bu kadar farklı algılama ve yorumlama mevcutsa; bu hepimizin penceresinin aynı yöne dönük olmadığı ve aynı sınırlarla çizilmemiş olduğunun bir göstergesidir.

Madem baktığımız pencere bu kadar belirleyici ve en öncül konumda, o zaman çıkış noktamız ve tartışmamız gereken; bu pencerede gördüklerimiz midir, yoksa bu pencerenin dönük olduğu yön ve tahayyülümüze dair sınırlarımız mıdır?

Ustaca görmenin, düşünmenin ve işlemenin; görmeye (var olana dair en doğru çözümlemeye), düşünmeye (anlamaya, tanımlamaya ve açıklamaya) ve iş işlemeye (usüle ve emeğe) dair bir iddiası vardır. Ustalık paradigması ile yaşanan bir hayat mı yoksa performans/sonuç yönelimine dair bir hayat mı ikileminde kalan zihinlerimiz, vicdanımıza sorduğunda ve hayatın anlamı bir kez daha sorgulandığında; performansların ötesinde cevaplar alınmaktadır. Neyi, neden yapıyoruz? Yaptığımız neyi temsil ediyor, neye hizmet ediyor? Anlamlı gördüğümüz yol doğru mu? Ya da hiç anlamlı bir yol sorgulaması yaptık mı? Yol biter mi ki kendi tanımladığımız sonuçlarla varacağımızı zannediyoruz? Peki bu sonuç veya yeterlilik tanımlamalarımız doğru mu? Sığ sonuç tanımlamaları ile hem kendimizi kandırmıyor hem de sınırlandırmıyoruz mu?

Bu sorulara nicelerini ekleyip zihinleri bulandırmak veya fizikten ayrılıp tamamen metafizik yapmak değil derdim. İkisinin de Allah’ın verisi ve ilmi olduğunu biliyorum. Arzum; hayatta bir işe bakışımızı, işi yaparken düşünme biçimimizi ve iş yapma usulümüzü daha doğru konumlandırmak. Bu konumlandırma çabam beni kısmen bir ayrıma sürüklüyor: ustalık ve performans yönelimi ayrımı. Belki illaki bu paradigmaları ayrıştırmak, biri doğrudur diğeri yanlıştır demek de doğru değil, ikisini bir tutmak da. Burada temel tez şu ki; ustalık paradigması esas ve amaçtır. Yani “bir” işte iyi olmak (odaklanmak, uzmanlaşmak, işin hakkını vermek, liyakat ve ehliyet sahibi olmak), daha iyi olmak, sürekli iyileşmek ve iyileştirmektir. Performans ise bu paradigmanın sonucu olarak oluşan somut çıktılar, maddi erişimler ve kazanımlardır.

Ustalık paradigması; işe duyulan saygının ve işin temsilinin; işi yapan insanın dahi önünde olması gerektiğini ifade etmektedir. Amacın öğrenme olduğu, gelişim kanıtının insanın kendisine göre olumlu kıyası olan, sürekli ilerleme tutkusu içeren bir paradigma. Amacın sadece kişinin gelişmesi değil, aynı zamanda, hatta daha fazla işin/zanaatın gelişmesi olması üzerine kurulu ustalık paradigmasına inanıyorum ben. Günümüze göre çok geleneksel, yavaş, nadir, sessiz olsa da.

Diğerlerinden daha iyi olmak, başkalarınca belirlenen yeterlilikleri sağlama uğruna yaşamak, somut sonuçlar elde etmedikçe başarısız saymak veya sayılmak düşünceleri ile hareket eden ve “kazanmak, elde etmek” gibi amaçları olan performans paradigması; merkez paradigma olmamalıdır diye düşünüyorum. Bunun hem toplumu hem de işlenen zanaatların düzenini/geleneğini bozacağına inanıyorum. Performansın ustalık gibi bir amaç paradigması değil, ancak ustalık paradigmasının getirdiği bir sonuç olabileceğini düşünüyorum.

Bir işin uğraşında ustalık zihniyetiyle, bir zanaatın temsili ve namusu için bir ömür yaşayabilecek sadık, cesur ve yılmaz gönüllere selam olsun….

2 Replies to “HAYATA BAKTIĞINIZ PENCERE

  1. Çok derin bi konu daha nice görüş vardır kim bilir ama en basit örnekle ilk okuldaydık sanırım bi arkadaşımla farklı pencerelerden bakıp bulutları şekilere benzetmeye çalışıyorduk ama ikimizin gördükleri çok farklıydı bi süre sonra kavga etmeye başladık ikimizinde idası diğerinin yalan söylediğiydi sonra öğretmenimiz geldi ve yerlerimizi değiştirdi ve tekrar bakmamızı söyledi gerçekten de onun benzetiği bulutları görebiliyordum artık tabiki bu örnek çok somut ama misal benim gördüğümü düşündüğümü benden başkası görüp düşünemez çünkü birbirimizden çok farklı ve özeliz belki benzeyebilir o kadar ama ben artık bulutlara hep daha geniş pencerelerden bakmayı tercih ediyorum çünkü her zaman kaçıranileceğim çok bulut var

  2. Hepimiz aslında hayatı kendi penceremizden ve kendi açılarımızdan bakar ona göre yaşarız.Bunun sebebi itibariyle tutum davranış ve düşüncelerimiz de bu yönde bir eğilim gösterir. Hayata karşı baktığımız pencere olumlu ise neticesinde pozitif şeyler düşünürüz ve olaylar karşında edilgen değil etkin oluruz yada tersi bir durum söz konusu ise yani hayata olumsuz bir pencereden bakarsak da negatif ve mutsuz oluruz .Olaylar karşısında da etkin değil edilgen oluruz…

    “Hayata Baktığımız Pencere” görüşünde şu şekilde diğer bir anlamda vardır;
    Mesela hayata olumlu veya olumsuz yönde baktığımız pencereden bahsettim Birde kendi lehimize baktığımız ve aslında kendi görüşlerimizi hakim kıldığımız ve kendi savunduğumuz şeylerin doğru olduğunu idda ettiğimiz yani diğer bir değişle kendimizi haklı gördüğümüz durumlardaki “pencere açımız” var. Misal en basit örneği ile “9” rakamı bakış açımıza göre değişir. Bunu tersten bakan bir kişi için “6” olduğunu söylemesi o açıya göre doğrudur.Aynı şekilde bunu düz bakan bir kişi için “9” olduģunu idda etmesi de doğrudur .Yani aslında her iki tarafta görüşlerinde haklı ve doğrudur. Şunu unutmamalıyız ki birincisi hayatı nasıl bakarsan öyle görürsün.
    İkincisi ise sizin haklı olmanız karşınızdakinin haksız olduğu anlamına gelmez . Sizin, onun açısından bakmadığınız anlamına gelir.

Seda Saban için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir