Berber koltuğuna oturmuş tıraş oluyordum. Yan koltukta da bir başka müşteri. Dertli bir babaydı konuşmasından anladığım. Evladı üniversite hazırlık sınav denemelerinde il birincisiymiş. Sınav günü gelmiş. Sabah sınav merkezine gitmek için hazırlıklar tamamlanmış. Birden evladının kolunda bir kene. Şaşırmışlar. Korkmuşlar. Doğruca hastaneye. Neticede sınava girememiş delikanlı. İşte bu yaşanmışlığı anlatıyordu dertli dertli.
Gelin şimdi bu olayı en basit şekilde okuyalım. Sonuç almaksa BAŞARI delikanlı bunu alamadı. Bu pencereden bakılırsa BAŞARISIZ. Değil üzerine düşen derslerine ciddi ve disiplinli çalışmaksa BAŞARI evet bunu yaptı. Bu noktadan değerlendirilirse BAŞARILI.
Bu kısa dinletimi niçin paylaşıyorum sizinle? Çünkü başarı tanımlamaması sorgulayıp, doğru yere konumlandırmamız gerekiyor. Her halükarda “sonuç almak” değil “doğru işi doğru yapmaktır” BAŞARI. Yolda olmaktır. Aslında “olmak”tır BAŞARI. Evet, insan hayatta her zaman istediği sonucu elde edemez. SONUÇ sayısız sebebin bir meyvesidir. Bu meyve bu sayısız sebepleri bir araya getirmekle mümkündür. Hâlbuki buna insanın ne iktidarı ne de sermayesi yetişir. Mesela bir ekmeği yapmak ve yemek için gerekli olan güneşin etrafında dünyayı döndürerek mevsimleri getirmeye kimin gücü yeter? Toprağın ihtiyacı olan suyu bulutlardan sağmaya, bulut süngerinden sıkmaya kimin gücü yeter? Yetmez elbet. Bu yüzden kendi üstüne düşen iradesi dairesinde sebepleri oluşturmakla, oluşturmaya çabalamakla sorumludur İNSAN.
Doğru işi yapan, işini hassasiyetle yapan insanlar BAŞARILI insanlardır. Çünkü onlar kendi üzerine düşen işi layıkıyla yapmıştır. Bahçe sahibi bahçesini çapalar, tohumu atar, gübreler, ilaçlar, sular, her türlü bakımını hassasiyetle yapar. Sonra neticesini Allah’a bırakır. Tevekkül eder. İşte BAHÇIVAN BAŞARISI.