DAYANIKLI OLMAK, KABUL VE AKSİYONLA MÜMKÜN

Başkaları neden bu kadar umursamaz ve mutlu, ben neden bunu başaramıyorum?

Başkaları neden hemen toparlanabiliyor ben gittikçe kötüleşiyor ve toparlanamıyorum?

Bazı insanlar yaşadığı zorluklar karşısında nasıl oluyor da daha az etkileniyor ya da daha dayanıklı olabiliyor?

Cevap: Kabul etmek ve neredeysen oradan devam etmek veya tekrar başlamak. Yani esas olan mücadele etmek, anlamlı meşguliyetin içinde olmak. Tıpkı sanatçı için amacın eser değil, sanat yapmanın bizzat kendisi olduğu gibi. Bu bir beceridir aynı zamanda. Her becerinin deneyimle geliştiği ve pekiştiği gibi baş etme becerisi de; umutlu ve iyimser olmanın yanında aksiyon halinde olmayı gerektirir.

Psikolojik olarak dayanıklı olan bireyler, yaşamış oldukları olumsuzlar karşısındaki mücadeleyi anlamlı bulurlar bu yüzden vazgeçmek değersizlik ve anlamsızlık içerir. İç ve dış stres yaratan durumlara karşı daha esnek, daha kabul edici ve psikolojik olarak adaptif bir tavırları vardır. Hatta karşılaşmış oldukları zorlukları fırsata çevirirler, kısa süre içerisinde her şeyi normalleştirmeye çalışırlar. Kısaca, hayatlarına kaldıkları yerden devam etmeye yönelir.

İnsanın ekonomik, fiziksel ve sosyal sermayesi ne kadar geniş olursa olsun psikolojik sermayesi her zaman altlık konumdadır. Bu altlık ne adar geniş olursa diğer sermayelerin güvenirliği de o kadar geniş olur. Bu faktörlerden birisi de psikolojik sağlamlıktır. Batı literatürde Resilence olarak geçen kavramın içeriği stresli ve zor koşullardaki deneyimler ve olaylar karşısında yaşanılan duruma psikolojik olarak adapte olabilme demektir.  En genel tanımıyla; “trajedi, travma, zorluk ve devam eden önemli yaşam stresleri karşısında üstesinden başarıyla gelebilme ve uyum sağlayabilme yeteneği karşı yeteneği” olarak ifade edilmektedir.

Varoluşçu akımın öncü terapisti Terapist Victor Frankl, her çağın kendine özgü ortak bir nevroza sahip olduğunu ve her çağın bu durum ile başa çıkabilmek için kendi psikoterapisine ihtiyaç duyduğunu dile getirmiştir. Kendisinin oluşturmuş olduğu “Varoluşçu Terapisinde”, yaşamın olumsuz yanlarına ve bunlarla yapıcı mücadeleye anlam kattığımızda baş edebileceğimize vurgu yapmaktadır.

Psikolojik sağlamlık dinamik gelişimsel bir süreçtir. Yani kişinin bireysel faktörü ile çevresel faktörlerinin etkileşimini gelişimsel bir süreç içinde sağlar. Nasıl tutum ve davranışlarımızı hatta alışkanlıklarımızı bile geliştirip değiştirebiliyorsak; psikolojik sağlamlığımızı da geliştirebilmek ve değiştirebilmek mümkündür. Fakat bu değişim ve gelişimin hemen gerçekleşmesi mümkün değildir; çünkü öncelikle farkındalık (awareness), çaba ve zaman gerekmektedir.

Peki, psikolojik sağlamlığımızı geliştirebilmek için neler yapabiliriz?

Ailemiz, arkadaşlarımız ve çevremizdeki diğer kişilerle iyi ilişkiler kurmaya başlayarak ilk adımı atabiliriz. Kendimize yakın hissettiğimiz kişilerden destek almak ya da bir başkasına destek olmaya çalışmak da aynı derecede psikolojik sağlamlığımızı arttırmaya katkı sağlayabilir.

Öncelikle değişim ve gelişimin yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olduğunu fark edip kabullenmeliyiz. Hayatımızda iki alan mevcuttur. Birisi kontrol alanımız diğeri ise, kontrol dışı alanımızdır. Birisi etki alanımız, birisi ilgi alanımız. Her iki alanda da neyi yapabileceksek, ona odaklanmalıyız.

Olaylara daha geniş açıdan bakabilmeliyiz yani, resmin sadece bir noktasını değil bütününü görmeye çalışmalıyız. Kabımız bir bardak kadar olduğunda tuz acılaştırır; ama bir nehir yatağı kadar geniş ve aksiyoner olduğumuzda muhayyilemiz geniş olduğunda acı yoktur, varsa da akar gider.

En önemlisi umudunuzu kaybetmemeliyiz. Umut, zorluklarla baş edebilme gücümüzdür. Çünkü umut psikolojik sağlamlığın en önemli yordayıcılarındandır. Her gecenin sabahı olacağı gibi, her karanlığın içinde de aydınlığın olacağı düşüncesine yönlendiren şey içimizdeki umuttur aslında. Geçmiş farkındalığı yüksek insanların bu konuda çokça kanıtları vardır.

Gerçekçi hedefler belirleyerek küçük de olsa hedeflerimize yönelik adımlar atarak kararlı davranmalı ve hayatın yeni özelliklerini keşfetmeye çalışmalıyız. Olaylardan kaçmak veya yok saymak yerine, kendimize “Hedefime ulaşabilmek için bugün ne yapabilirim?’ diye sorarak bu adımı atabiliriz.

Başkasına yardımcı olmaya çalışırken nasıl o kişiye şefkatli davranmaya özen gösteriyorsak psikolojik sağlamlığımızı artırabilmek için kendimize de şefkat göstermeliyiz.

Kendi rutinlerimizin dışına çıkarak kendimize iyi gelen çeşitli aktivitelere yönelebiliriz. Örneğin; yeni hobiler edinmek, seyahate çıkmak, yeni insanlar ile tanışmak vs. Kısaca, psikolojik sağlamlığımızı desteklemek için rutinlerimizin dışına çıkabilmek psikolojik iyi oluşumuzu arttırabilmede etkili olabilir.

Kendimize karşı olumlu bakış açısı geliştirerek güçlü yönlerimizi analiz etmeliyiz. Güçlü yönümüzün baskın olduğu bir hayat kurgulamalıyız. Şekillendiren varlık ve benlik sınırlarını çizen, özgür ama sorumlu, menfaatçi değil vazifeli insanlar olmalıyız aslında.

Bir de unutmayalım:

“Yaşamak İçin Bir Nedeni Olan Kişi, Hemen Her Nasıl’a Dayanabilir.”

Friedrich Nietzsche

“Bazı ressamlar güneşi ufacık sarı bir noktaya dönüştürebilirler. Bazıları ise küçücük sarı bir noktayı güneşe.”
Bu yazıyı yazmamda bana güvenen, inanan; beni cesaretlendiren, sevgili Ali Murat ALPARSLAN hocama yürek dolusu teşekkür ederim.

Şerife Karagöz

55 Replies to “DAYANIKLI OLMAK, KABUL VE AKSİYONLA MÜMKÜN

  1. Çok yerinde tespitleri ile güçlü bir yazı, bakış açısını degistirebilecek türden, teşekkürler

    1. İnsan içindeki mücadeleyi kendi benliğinin ve özgüveninin farkında olup çok yönlü düşündüğü sürece her sıkıntının üstesinden gelebilir

  2. Geçmişle gelecek arasına sıkışmışken hayata dair yeni bir başlangıç kapısı açan bir yazı olmuş.

    1. Bu yazıyı okudukdan sonra hayatımda bazı değişiklikler olacağına eminim her zorluga gögüs germek gerek çünkü her zorlu başlangıcın sonunda basarı vardir çok etkili bir yazı olmuş

  3. Umutla beslenen içsel yolculuklar için hedefe ulaştıracak bir yol haritası çizilmiş, tebrik ederim.

  4. Bir insanın hayatına nasıl yön vereceği dile getirilmiş nasıl daha güzel bi hayat yaşanacağı anlatılmış teşekkür ederim

  5. Soğuk kanlı olmak ve öldürmeyen şeyin güçlendirebiliceği tespitini gayet güzel açıklayan güzel bi yazı olmuş.

  6. İnsan psikolojisinin iletişim kurduğu insanların belirlediğini ve sağlamlaştırmak içinde insanlardan destek almak gerektiğini savunan bir yazı olmuş. En büyük etken çevredir.

    1. Kendisine güveni olmayan, dış dünyaya ilgisini kapatmış kişilerin bu yazı sayesinde kendilerine bağdaştırarak daha güçlü yönlerini ve nelere yönelip kendini daha dayanıklı olması hakkında motive edici bir yazı olmuş.

  7. Umudun insan psikolojisinde ki en büyük varlık olduğu açıkça orta da. Bu yazı da da umudun birey üstün de ki büyük etkisi çok akıcı bir şekil de ele alınmış. Büyük resme bakmak lazım böylece gerçek bir bakış açısıyla daha doğrusu doğru çözümlemeyle sorunların üstesinden gelebiliriz.

  8. Bu yazıda bir kez daha insanların en büyük sınavının kendisi olduğunu öğrendim. Bu sürükleyici ve etkileyici yazı içinde anlamalıyız ki umut hayatın yarısıdır.

  9. Söylediklerinize sonuna kadar katılıyorum çok güzel bir yazı olmuş empati kurmak ve umudumuzu kaybetmeminin yanı sıra her daim gülebilmeliyiz bu psikolojimizi olumlu etkileyen en önemli faktörlerden bana kalırsa

  10. Insanların olaylara nasıl bakması gerektiğini ve ilk önce kendimizi sevip mutlu olmamiz gerektigini anlatan güzel bir yazı.

  11. Her satırında ayrı bir etki bırakıyor en önemlisi de insanın kendisiyle barışık olmasını ne olursa olsun yılmadan devam etmemiz gerektiğini, piskolojik sağlığımızı nasıl çevremizdeki kişilerle iletişimimiz etkiliyorsa bence okuduğumuz yazılarında büyük bir katkısı vardır bu ve bu gibi yazıları okuduktan sonra hayata bakış acımız büyük ölçüde değişebilir.

  12. Umutlarımızla yaptığımız bir yolculuktur hayat. Umudumuz kaybolursa hayatımız da gider ellerimizden. Bu yazıda da en zor anlarda bile sorunların üstesinden gelmemiz, bakış açımızı değiştirerek kendimize olumlu olmamız gerektiği etkileyici bir şekilde anlatılıyor. Okuyan kişiye hayatın anahtarı verilmiş gibi hissettiriyor.

  13. Her ne olursa olsun ayakta kalmayı asla pes etmeden hemen her şeyi kabul görmeden üstüne gidip savaşmayı bilmeliyiz.hayata karşı ne kadar güçlü olursak dayanıklılığımız artar.En önemlisi de umudumuzu hiç kaybetmemeliyiz.

  14. Hayatta karşımıza çıkan sorunları kabullenmek karamsarlığa kapılmadan çözüm aramak, hayatın bizi değil de bizim hayatı yenmemiz için önemli bir adım. Yaşam varsa her zaman umut var hiçbir şey aslında imkansız değil tüm imkanlar bizim iç benliğimizde saklı. Ve aslında yaşamak da bir amaç ve hedef ister. Yaşamdaki asıl amacı bulmamız dileği ile..

  15. İnsan hayata karşı nasıl bakacağını ,hayatın stresleriyle nasıl başa çıktığını anlatan gayet güzel bir metin

  16. Her okuduğumda kendimi görüyorum. Çok güzel ve düşündürücü bir yazı olmuş.

  17. Hayatımızda değişim ve gelişimin önemini her daim umutlu olmamız gerektiğini anladım başarılı bir metin

    1. Umut ile Psikolojinin bütünlüğünü Psikolojinin hayatımızdaki yerini nasıl başa çıkacağımızı nasıl insan karakterini etkilediğini anlatan başarılı bir metin olmuş güzel şeyler aldım metinden.

    2. Umut yaşamın vazgeçilmez mücadelesidir, umutsuz mücadele olmaz, nefes almak gibi, su içmek gibi.. Hayatımıza yön verecek bir yazı teşekkürler.

  18. Çok anlamlı ve yerinde bir yazı olmuş
    Bu yazı bize karşımıza ne tür zorluk çıkarsa çıksın mücadeleyi bırakmamak gerektiğini her ne olursa olsun umut etmeyi bırakmamamız gerektiğini anlatıyor

  19. Karşımıza çıkan bütün zorluklara rağmen umudumuzu yitirmeden yeniliklere açık olarak mücadele etmemiz gerektiğini ve bu mücadele sırasında başkalarına gösterdiğimiz şevkati kendimize de göstermemiz gerektiğini anlatan çok güzel bir yazı olmuş.

  20. Psikolojik sorunlar karşısında sıkışmış ,umutsuzluğa kapılmış ve hayata pozitif bakma duygusunu yitirmiş olan bir insan için, umut kapısı olan ,zorluklar karşısında nasıl mücadele edileceğini, mücadelenin ne demek olduğunu açık ve net bir şekilde ifade eden bir yazı olmuş tebrik ederim..

  21. Kendisini diğer insanlardan geride gören insanlarla diğer insanlarla iletişimi bozuk olan kimselere onlara çok güzel moral veren geçmişi deil geleceği düşlemelerini isteyen umutlarını hep parlak tutmalarını sağlayan çok güzel bir metin olmuş tebrik ederim

  22. Her insan güçlüdür aslında. Güçsüz olmayı kendisi seçer savaşmayı yenik düşmeyi mesela. Güçlü olmak için ilk önce kendimizi sevmeliyiz. Başkalarının dediklerini önemsemeden. Psikolojimizi düzelterek başlamalıyız kendimizi sevmeye. Her şeyi görmek istediğimiz yerden değil de tam aksine büyük resime bakarak görmeliyiz. Yoksa canımızı daha çok yakarız bilerek ve isteyerek. (Yazın için çok teşekkür ederim bazı şeyleri bize gösterdiğin için )

  23. Çok güzel bir yazı olmus Hayatta karşımiza çikan bütün zorluklara karşı umudumuzu yitirmememizi gerektugi anlatılıyor

  24. ben insanların düşündekleri gibi değilde yaşadıkları gibi düşündüklerini öngörüyorum, maddi toplumsal ilişkiler ve doğaya bağımlılık toplumu temel gereksinimlerine göre yönlendirir veya kontrol eder. bireysel psikolojik sorunlar elbette doğal şeylerdir, üstesinden gelinebilir, kısmen birtakım faydalı sonuçlar da çıkartılabilir ama bütüne baktığımızda özelliklede üretim ilişkilerine burdaki çelişik durumlar insanı idea’sını kendi durumuna göre düşünmesine teşvik eder.
    yazıda emeği geçen hocalarıma teşekkür ederim.

  25. Bazen çıkmaza girdiğimiz anlarda işte her şey bitti daha ne kadar kötüsü gelebilir ki başıma dersin kendi kendine. Bilmezsin karşına çıkacak fırsatları görmezsin sana umut ışığı olacak bu tarz yazıları hem ne demiş Mehmet Akif Ersoy;
    İş bitti… Sebâtın sonu yoktur! ‘ deme, yılma.
    Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma.

  26. Hayatımızdaki zorluklarla başa çıkmak bazen çok zordur hatta başaramayacağımız düşünürüz tam da o an da vazgeçeriz sonra kendimize güvenerek tekrar ayağa kalkıp ben herşeyin üstesinden gelebilirim demelidir insan hayatın bize ne getireceğini bilemeyiz işte bu yüzden asla pes etmemeli ve yolumuza devam etmeliyiz bu yazı da bize hayattan asla ümidimizi kesmemeyi öğretiyor

  27. Bütün dünya vazgeç dediğinde, umut fısıldar bir kere daha dene diye
    Çok güzel bir yazı olmuş

  28. Hayatta her zaman güzel şeyler var. sadece bizim onları yılmadan, pes etmeden, sürekli peşinden koşarak ve kendimizi her aşamasında motive ederek yakalamamız gerekiyor . Bu yazıyı bize aktarıp bunları tekrar hatırlamama yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim.

    1. Çok anlamlı, güzel ve okumaya değer bir makale olmuş bizlere farklı bir pencere açtırıyor bunun için teşekkür ederiz

  29. İyi ki de okumuşum dediğim makaleler arasında kesinlikle yer aldı.
    İnsanın öncelikle kendinin değişebileceği rutinleri olduğunu ve kendini sevmesi gerektiği gibi kendi psikoloğuda gene kendi olduğunu hatırlatan bir yazı. Okuduğumda bir rahatladım gerçekten çünkü denildiği gibi bir takım şeyler oluyorsa güçlü olup onun olduğunu kabul etmek ve ileriye bakmak ve o anda “şu an bu durumda ne yapabilirim?” diyebilmeli insan diyebilmeli ki olgunlaşabilmeli ve bu hayatın en ufak bir karanlığında kaybolmamalı. Anladım ki bu hayatla mücadele etmenin tek yolu çabalamak ve devam etmek. Diğer insanların umursamaz ve toparlanabildiğini onların da böyle davranışa kolay şekilde kabullenmediklerini bilmek gerekir. Üniversite hayatımın başlangıcında böyle bir yazıyı okumam bana yardımcı olacağını düşünüyorum. Umarım hayatın gerçeklerini yaşamaya başladığımda bu yazıyı hatırlar kendimi depresyona sokmam 🙂

  30. Her yağmurlu gunün ardindan güneşin çıkacağinı biliriz bu hayatımızda da böyle her zor günün arkasından bir kolaylığın geliceğini bilmeliyiz. Ve her şeyden önce kendimizi sevip tanıyabilmeliyiz insanlara saygı duymayı ve geniş çerçeve de olayları değerlendirmeliyiz. Gerçekten çok anlamlı ve guzel bir yazı olmuş teşekkür ederiz.

  31. Bir kişinin psikolojik sağlamlığı ne kadar kuvvetliyse o kişinin yapabileceği veya başarabileceği şeyler de o oranda çoğalır.

  32. Yazı bana hayatta ne engeller çıkarsa çıksın asla umudumu yitirmemeyi ve ne olursa olsun asla pes etmemem gerektiğini öğretti teşekkürler ellerinize sağlık

  33. Sorunlar her insan için vardır. Her seçenek önümüze en az iki yol sunar. Bu yollardan hangisinde yürüyeceğimiz bizim kararımızdır. Neden ben demek yerine bu durumu nasıl daha iyi hale getirebilirim dersek mutlu ve ruhen sağlıklı insanlar olabiliriz. ne demiş mevlana acı su da tatlı su da berraktır. yani önemli olan görünüş değildir. Umut herkes içindir. Bu hayat bizim. Kendimize iyi ya da kötü hissettirmek bizim elimizde. Azı çok,çirkini güzel görmek bizim elimizde neden böyle demek yerine nasıl daha iyi olur demeye başladığınız anda değişecek hayatınız.

  34. Yazıda da anlaşıldığı gibi umut hayatımız da çok önemli bir yere sahiptir ne de olsa bir işe başlarken çaba ve Umut ilk önce Umut edip sonra bu iş olucak diye çaba sarf ediyoruz

  35. Bu güzel yazıda kendimi bulduğumu söyleyebilirim. Beni bana anlatıyor gibi. Okuduğumda huzur buldum ve kendime birçok pay çıkardım. Ne olursa olsun,ne zorluklarla karşılaşırsak karşılaşalım olayın kötü tarafına odaklanmamalıyız. Kendi kötü etkilenen psikolojimizi ilk başta kendimiz düzeltmeli, kendimize ilaç olmalıyız. Biz kendimizi sevmezsek, değer vermezsek evrene nasıl olumlu bakabiliriz ki?
    Yaşadığımız hayattan zevk alamayız. Bir kere geldiğimiz şu dünyada hayatımızı olumsuz düşüncelerle kabusa dönüştürmek yerine mutlu ve umutlu yaşamayı bilmeliyiz. Hayat zorluklarla mücadele etmeyi gerektirir. Bizde bu zorluklarla psikolojimizi sapasağlam tutup olumsuz tarafımızı yıkmalıyız. Okuduğum bu çok güzel yazı için size çok teşekkür ediyorum.

  36. insanın kendisini tanımasını,kendisine olan güvenini inancını arttırabilmesini,karşılaştığı olumsuzluklardan kendisi sayesinde sıyrılabileceğini farketmesini sağlayacak bi yazı

  37. Bakış açısını insanlara karşı yaparak ön yargılarımızdan kurtulmayı deneyerek başlamalıyız önerisini getirdi aklıma psikolojik sağlamlığımızı yeni insanlar tanıyarak yapabiliriz önerisi öncesinde aşmamız gereken her insanı aynı kefeye koyma sorununu ortadan kaldırmamız gerektiği gerçeğini doğurdu. Bu düşünce de aslında tüm olay ve sorunların zincirleme birbirine bağlandığını ve bunun sonunda da piskolojimizi olumsuz etkilediğini düşünüyorum aslında önce ayna koymalıyız karşımıza ve asıl engelin kendimiz olduğunu hatırlamalıyız diye düşünüyorum kafamızdaki duvarları yıkmayı denemeli bundan çekiniyorsak ve korkuyorsak önce duvarın arkasından kafamızı uzatıp bir bakmalıyız belki de hiç bir şey o kadar zor ve tehlikeli değildir. Gördüğümüz tek bir ışık süzmesinden fikirlerimizin değişip umudumuzun yeşerebileceğini düşünüyorum tıpkı bu yazıyı okuduktan sonra dönüp kendimize sorduğumuz sorular ve sorgularımız gibi. Böyle umut dolu yazılara ve kafamızdaki karaltıya ışık tutulmasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

  38. Umudunu kaybedip kendini yipratmak yerine çözüm odakli düşünüp hayatini kolaylaştirman gerektiğini anlatmiş ama umut o kadar iyi bişey olmayabilir çünkü umut= beklentiye girmek demektir bazi durumlarda hayalkirikliklari söz konusu olabilir ve bazen kabullenmek en iyisidir.

  39. İnsan ne kadar çok şey yaşadıysa o kadar kendini erken toparlar. Her seyin daha iyiye gideceğinin inancındadır. Kalp kırıklıkları ve başarısızlık yerini ümide bırakır. İnsanı daha güçlü kılar.

  40. insanın hayatta güçlü kalması için umudun,kendi iç dünyamızdaki dayanıklılığın ve çevre faktörünün öneminden bahsedilmiş. hayatta başımıza herhangi bir olay geldiğinde toplanmak için ilk önce kendi iç dünyamızda kendi benliğimizi kontrol etmemizi öğretiyor. güzel bir yazı olmuş,yeni bir bakış açısı kattı bize.

  41. Psikolojik sağlamlığı, dinamikliliği, dayanıklılığı ve hayata karşı mücadele içinde olmayı vazgeçmemeyi, olumsuzluklar karşısında yılmamayı aşılayan bir yazı.

melisa karabulut için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir