“ÖZEL” OLMANIN ZİNDANINDA YAŞAMAK

Sınıfın en başarılı öğrencisi olmak, yazılımda harika işler çıkarmak, kaporta ustası dendiğinde akıllara ilk gelen olmak, takımın vazgeçilmezi olmak, entelektüel olmak, güzel şarkı söylemek, fiziğiyle dikkat çekmek, insanları güldürmek, konuşunca dinletmek, tabloda renkleri dans ettirmek, vurduğunu devirmek, güçlü bir hafızaya sahip olmak… Liste uzar gider. Özü şu ki; hayatta bir veya birkaç alanda kendini yetkin hissetmek…

Yetkinlik, temel psikolojik ihtiyaçlardandır. İnsan bu ihtiyacını tatmin etmek ister. İster bahşedildiğini düşünsün ister kazandığını; yer yer tatmin olur. İşte tam da burada kendini bir illüzyonun içerisinde bulur. İllüzyon şöyledir: Tüm varoluşun içerisinde insan türünden bazıları “özel”dir. Diğerleri ise “sıradan”dır ve bir nevi zemindir. “Özel” olanın görülebilmesi zeminin varlığıyla mümkündür. Zeminin işlevi bundan öteye geçmez. “Özel” olanın parlamasını ve görülmesini sağlar. İllüzyona kapılan insan zeminden farkını kanıtlama kavgasıyla yaşar. Bu illüzyon hâkim paradigmanın ürettiği kurgudan başka bir şey değildir. İllüzyona kapılan insan, birtakım yetkinliklerine dayanarak “sıradan”/“özel” ayrımında kavgayı kazanmış hisseder. İnsan, diğer insanlara – ve hatta diğer tüm varlığa – göre öne çıkan bazı özelliklerine kilitlenir. “Sıradan” olan diğerlerinin arasında varoluşuna özgü “özel” hissetmeye eğilim gösterir.

Varlığına özgü sanılan “özel” olma fikri, güçlü ve özgüveni yüksekmiş gibi hissetmeyi sağlar. Sanal da olsa sözde yüksek özgüven, çevrenin onayında katalizör vazifesi görür. Üstünlük söz konusudur. İlişkinin ateşleyicisi, “özel” varlık hissi ve algısıdır. İlişkiler daha hızlı ve üst perdeden başlar. İnsan çevrenin onayına muhtaçtır. “Özel” insanın varlığı hızla onay görür. Çünkü toplum da çoğunlukla bu illüzyonun dışında değildir. İçten içe neredeyse her birey bu kavganın içindedir. Bazılarını özel görür ve onlar gibi olmak ister. Sıradanlık ve değersizlik hissiyle yaşar. Böyle bir zeminde “özel” olmak peşinen onayı almaktır. “Özel” varlık çevrenin onayını almakla huzura eriştiğini zanneder.

Halbuki berbat bir tuzağa düşmüştür. İllüzyona inanan insan, kendini farkında olmadığı bir kafesin içinde bulur. Aldığı onayı korumak ister. Nasıl onay görmüşse artık öyle olmak zorundadır. Potansiyelini keşfe yönelik pek çok deneyime ve değişime kendisini kapatır. Memnun olsa da olmasa da mevcut hayat tercihini yaşamak zorunda hisseder. Artık özgür değildir. “Özel” olma halinin zindanına hapsolmuştur.

Yakın bağlarda zamanla yaşanan pek çok sorunun kökünde de kendi varlığına özgü sanılan “özel” olma yanılsaması yatar. Pragmatik ve kısa süreli ilişkilerde hissedilen bir sorun yaşanmaz. Yakın bağlarda ise durum farklıdır. Yakın bağlarda birliktelikler uzun solukludur. Zamanla insanlar birbirlerini daha detaylı izleme imkanına sahip olur. İzlendikçe, “özel” bilinenin sıradanlıkları görünür olur. Sıradanlıklar görüldükçe insandaki biriciklikler ise görülmez olur. İnsan, bu sefer hak etmediği bir biçimde değersizleşir. Daha derinde ise her bir tarafın kendi varlığını “özel” görme enerjisini, diğerlerini sıradanlaştırmakta bulma eğilimi yatar. “Özel” bir varlıkta zuhur eden sıradan unsurları keşfetmek, şaşkınlık kılıfıyla sunulan belki de en derin hazlardandır. “Özel” olmak hızlı bağ kurmanın anahtarı gibi dursa da, yakın bağları kabusa dönüştürür. Kendine özgü “özel” hissetmek zihinsel bir kölelik üretmekle kalmaz, artan bir yalnızlık üretir.

Keşif ve değişim, insanın muazzam bir bütünün küçük ve eşsiz parçalarından sadece birisi olduğunu hissetmesiyle başlar. Sağlıklı bağlar kurmak, yine insanın muazzam bir bütünün küçük ve biricik parçalarından sadece birisi olduğunu hissetmesiyle mümkündür. Sıradan yoktur. Tüm varoluş eşsizdir. Senin gibi. Benim gibi. Varoluşun her bir parçası gibi. Kurgulanmış kavgadan arınıp görmeye başlayalım yeter ki.

 

16 Replies to ““ÖZEL” OLMANIN ZİNDANINDA YAŞAMAK

  1. Memnun olsa da olmasa da mevcut hayat tercihini yaşamak zorunda hisseder. Artık özgür değildir. “Özel” olma halinin zindanına hapsolmuştur.

    Bu cümle herşeyi özetlemiş aslında….

    1. Zillet erbâbı olur nezd-i ilâhîde azîz
      Halk câmide el üzre götürür pâbûşun (Dünyada hor, hakir görülenler Allah katında aziz olurlar. Görmez misin gün boyunca çiğnediğin ayakkabı câmide baş üstünde taşınır. ) Nabi

  2. Özel hissetme ihtiyacı, kabul görme, kendini ispat etme maalesef insanların illaki hayatının en az bi döneminde tuzağına düştüğü durumlar..
    Çocukken başlıyor bu psikoloji aslında kıyasla başlıyor..Kardeşinle kıyaslaniyorsun…Daha sonra komşunun oğluyla derken okuluydu çalışmasıydı insanlar hep rekabet ortamlarında buluyor kendini..Kendini kaybederek hatta bazen..Anlaşılmak isteniyor, görülmek..Merkez olmak istiyor belkide istediği biraz ilgi..Böyle böyle düşüyor bu tuzağa..

  3. Herkes birinin/bir şeyin özeli olmak ister, ölçülü düzeyde gelişimdir ancak fazlası zindan sonuç ise ekseriyetle hüsran.

    1. Herkesin kendi özel tarafı var zaten, başkasına benzemeye çalışmak hüsrana götürür. Konya’da çay, Rize’de de buğday yetiştirmek gibi. İklim, toprak, tecrübe, ihtiyaç. Bunlara göre çıkar kilinin kendi özel tarafı ortaya

  4. ”Kendine özgü “özel” hissetmek zihinsel bir kölelik üretmekle kalmaz, artan bir yalnızlık üretir.” Cümlesi zihnimdeki özel hissetmemin köleliğinden, yalnızlığımı nasıl ürettiğimi ve bu yalnızlığımın sıradan olmam veya özel olmamın bir şey katmadığını anladığımdan bu zamana kadar bir varoluşun içinde kendimi göremem oldu.

  5. Bu özel hissetme konusu sanırım otorite eksikliğinden de kaynaklanıyor hocam. Burada ki otorite ile ifade etmek istediğim şey hakim ya da baskıcı bir güç değil ama yani nasıl desem artık insanların inandığı ya da bağlı olduğu bir değer yok. Olanlar da ya yanlış ya da yeterli değil. Bu da bahsettiğiniz o zihinsel köleliğe ve yalnızlığa itiyor sanki..

    Amacım özel hissettirmek değil ama daha sık yazmanız dileğiyle hocam ☺️

    1. Aslında herkes özeldir. Kimi özellikler daha göz önünde hepsi bu. İyi bir cerrah kadar iyi bir kasap da yetenekli ve gereklidir,
      iyi bir sanatçı kadar çok iyi bir bakıcı da özeldir.
      Fizik mi zordur müzik mi tartışılmalı.
      İyi bir marangozun elinden çıkanı makinelerin yapması için kaç mühendis çalışır,
      bazen de iyi bir mühendisin bulduğu çare kaç ustanın işini kolaylaştırır.
      Herkes özeldir
      ve gerçekten odaklandığında özel işler çıkarır ortaya,
      iş çıkardığın işe odaklanmakta,
      sen odaklanabiliyor musun ondan bahset? İçindeki özel yeteneği dinlemek yerine başkalarının özeline hayran olup onların kopyası olmayı mi seçiyorsun?
      Cesaretin var mi içindekini keşfetmeye?

  6. Bana göre yazının konusu bir bakıma Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en tepesi olan kendini gerçekleştirme ile ilgili. Maslow, “Bir insan ne olabiliyorsa, mutlaka öyle olmalı” diye açıklar. Bu ifadeyle, Maslow, insanoğlunun kendi potansiyelini tam olarak elde etmesi ve ortaya çıkarması gerektiğine değinmiştir.

    Maslow’un genel hatlarıyla kendini gerçekleştirme tanımı, “Yeteneklerin, kapasitelerin, potansiyellerin tam olarak kullanılmasıdır.”

    Burdan yola çıkarsak aslında “özel” olmayı hissetmek, bir nevi kendimize var olan dünyada anlam kazandırmaktır.

    Burdaki ince çizgi kendini bilerek bu işe koyulmaktır. Yoksa özel olma arayışı içerisinde kaybolur yada hapsolur gideriz. Yunus Emre’nin de dizeleirinde belirttiği gibi “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmezsen, ya nice okumaktır.”

    Selamlar, saygılar.

  7. Yazınız çok güzel fakat sizden farklı düşünüyorum. Farklı olmak kabul edilmeyi zorlaştırır. Kürt,türk, beyaz,siyah,engelli,okumamış,lgbt+ insanlar bunları kabul etmekte zorlanır. Bunu lgbt+ bireyi olarakcsoylemek isterim ki insanlar farklı gordukleri şeyi kabul etmekte zorlanır ve kendilerivgihi olmaları için baskı kurar.

  8. Özel olmak farklı olmaksa eğer
    Farklı olan herzaman dışlanır ve kabul görmez. Bunu zekadan veya maddiyattan daha farklı tutarak siyah, Lgbt+, öksüz olmak, engelli olmak kabul edilmeyi zorlaştırır. Yazınız çok güzel bu arada.

  9. Merhaba hocam yaşanılmış tüm kurguyu elinin tersiyle itmek ölüm demektir! Yani siz diyorsunuz ki baş kaldırın yaşananlara sana doğru olmayan yada alıştırdığın dünya hayatına biz henüz kendi yanlişlarımızın doğrularımızın duygularımızın ne farkındayız nede farkında olabilma gücüne sahibiz.çok kitap okumamkla billikte bir kitapta birşey okumuştum domuzları kızartarak yenmenin nasıl olacağı ile düşünen insanlar odun toplamak yeri tesis etmek domuzları kızartana kadar bir alanda tutmak alanı inşa etmek vb. durumlarda bir sürü insan gücüne ihtiyaç duydukları için işe alınmışlar bir zaman sonra küfletin artması çalışılan işçilere üçretlerin verilememesi sonuçunda sorunlara yol açmış buna karşın patron müdüre müdür yardımcıya yardımcı memura memur şefe şef işçiye sürüp diderek emir vermiş sorunlerı çözebilmek için herşeyi kısıtlamaya gitmişler ve bakmışlarki bir sürü insan işsiz kalmış donemin en yetlilisi art sorumlulara çözüm üretin dedim daha büyük sorun yaratın demedim demiş aslında başa dönersek bir iki kişinin yapabileceği işi büyük bir insan topluluğuyla yapılmaya çalışılmış çıkarımım varolan dünya düzenine bir insanın doğruları yanlışlarını duygularını yaşaması ve düzertmeye çalışması kişinin ölmesi demek insan ölmektense zindanda yaşamayı seçer ölmek dediğim bedenen değir tümüyle yani seni senyapan kimsenin birmesine gerek olmayan VİCDAN, KARP, ZİHNİNİ yaşata bilmek için zindanı seçmek kolay değil ama kendin olmak!

  10. Bence ilk önce özel ve kabul gören biri olmaya çalışıyoruz.Sonra da bunu kabul eden insanlara sıradan olduğumuzu anlatmaya çabalıyoruz.Hayat bu ikisinin arasında gidip geliyor.Bir sarkacın salınması gibi

  11. İnsanlar birilerini referans alarak,referans aldıkları gibi davranarak,kısacası olmak istediği gibi olarak ya da davranarak toplumda var olabildiğini zannediyor.boyle davranması yetmiyor bir de o kişilerden onay alması gerekiyor,takdir görmesi gerekiyor.bekledigi takdiri ve onayı alamayınca bu sefer psikolojik olarak sorunlar yaşıyor.Tüketim çalışan biri olarak bu tür davranışların aşırı tüketimi ve dolayısıyla gösteriş tüketimini de tetiklediğini görüyoruz.Domino etkisi yaratıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir